
( 03 Nisan 2013, Istanbul, Türkiye )
Geçici Sonuç Raporu (Özet )
Dünya Türk Forumu’nun ilkinde olusturulmasi önerilen DTF Akil Kisiler Kurulu’nun birinci toplantisi 3 Nisan 2013 tarihinde Istanbul’da 2. Dünya Türk Forumu marjinda asagida isimleri belirtilen Kurul tarafindan ve yine asagida verilen gündemle gerçeklestirilmistir:
A. ISTTP AKIL KISILER KURULU LISTESI
(E) Büyükelçi Halil Akinci, Türk Konseyi Genel Sekreteri
Prof. Dr. Ahat Andican, Istanbul Üniversitesi Ögretim Üyesi, T.C. Devlet Eski Bakani
Hakki Atun, Yakin Dogu Üniversitesi Ögretim Üyesi, KKTC Eski Basbakani
Dr. Veyis Güngör, Avrupali Türk Demokratlar Birligi Baskani, Hollanda
Prof. Dr. Hakki Keskin, Almanya Türk Toplumu Onursal Baskani, Almanya
Prof. Dr. Kadirali Konkobayev, Kirgiz – Türk Manas Üniversitesi Ögretim Üyesi, Kirgizistan
Prof. Dr. Onur Bilge Kula, Hacettepe Üniversitesi Ögretim Üyesi, Türkiye
Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali, Marmara Üniversitesi Ögretim Üyesi, Türkiye
Anar Rizayev, Yazarlar Birligi Üyesi, Azerbaycan
Olcas Süleymenov, UNESCO Kazakistan Daimi Temsilcisi, Yazar, Kazakistan
Prof. Dr. Vamik Volkan, Virginia Üniversitesi Zihin ve Insan Iliskileri Merkezi, ABD
Prof. Dr. Nadir Devlet, Istanbul Ticaret Üniversitesi, Türkiye
B. DTF AKIL KISILER KURULU GÜNDEMI
1. Giris
2. Akil Kisiler Kurulunun Görevleri ve Islevleri (2013 Eylem Plani)
3. 2. Dünya Türk Forumu’nun ana temasi “TÜRK DIASPORASI VE TÜRK DÜNYASI VIZYON 2023” konusunda Akil Kisiler Kurulu’nun Görüsleri ve Muhtemel Katkilari
4. Türk Dünyasinda Düsünce Kuruluslari, Sivil Toplum ve Is Birligi
5. Küresel ve Bölgesel Sorunlarin Türk Dünyasina Yansimalari
6. Diger Konular
C. TOPLANTI NOTLARI ÖZETI
1. Diaspora ile Ilgili Tartismalar
Türk Diasporasi ile ilgili olarak kapsamli ve ayirt edici bir tanim gelistirilmesi geregi derinden hissedilmektedir. Örnegin Almanya’da Azeri, Kirgiz, Özbek ve benzeri Türki Cumhuriyetlerin insanlarinin da bu tanima katilmasi gerekmektedir. Yirmi yilda bir milyon Kirgiz Kirgizistan’in disina çikmistir. Rusya, Çin ve Kazakistan’daki Kirgizlar ciddi sorunlar yasamaktadirlar. Oysa Diasporadaki Kirgizlarin Kirgizistan’a katkisi yillik milli gelire esdegerdir.
Orta Asya ülkelerinde toplumun belli bir kismi Moskova merkezli olmak üzere dünyanin birçok ülkesine göç vermektedir. Türk Diasporasini genel bir kapsam içerisinde degerlendirmek oldukça güçtür. Dolayisiyla Diaspora üzerinden belirli konulara odaklanip müdahale etmek güçlesmektedir.
Özellikle ABD ve Rusya’da yasayan Türk Diasporasi mensuplari oldukça varlikli kesimlerden olusmaktadir. Söz konusu kesimde özgüven ve organizasyon bilinci olusturulmasi, dünyanin her yerinde bulunan Türki boylar arasindaki is birliginin artirilmasi gerekmektedir.
Türk Diaspora’si egitim, kültür ekonomi gibi alanlardaki sorunlarin çözümünü memleketleri olan ülkelerin devlet yönetiminden beklemektedirler. Oysa örnegin Ermeni ve Yunan diasporalari ülkelerinden hiçbir yardim almaksizin bu tür ihtiyaçlarini kendileri karsilamaktadirlar. Diasporadaki STK’lar da her seyin, köken ülke devleti tarafindan karsilanmasi beklentisi içerisindedirler.
Diasporalar arasinda KKTC göçmenleri ilginç bir yer tutmaktadir. Diaspora’daki Kibrisli Türklere belli bir zamana kadar gereken önem verilmemistir. Oysa KKTC pasaportu çogu yerde taninmaktadir. Bu baglamda KKTC’nin örgütlenme baglaminda ciddi bir eksigi bulunmamaktadir.
Yunus Emre Enstitüsü gibi kurumlarin Diaspora’da yürütecegi faaliyetler önemlidir. Ne var ki, Almanya gibi bazi ülkeler bu tür kurumlarin Diaspora hizmetine sunulmasini güçlestirmektedir. Türkiye devleti 1970’li yillardan itibaren yurt disindaki Türklerin kendileri için ugrasip elde ettigi haklari ve konumu geregi gibi savunma ve ileri asamalara tasima konusunda yetersiz kalmistir.
Türkiye’nin Avrupa’daki Türk Diasporasi ile ilgili olarak kendine yeni bir misyon edinmis olmasi, örnegin, Ahilik teskilatinin ve Hazreti Mevlâna’nin yedi ögüdünün Konya Kriterleri olarak Hiristiyan ve Budist temsilcilerle tartisilmasi, Mesnevi’nin Hollanda diline çevrilmesi, Balkanlardaki Türk partilerinin gençlik kollarina Hollanda’da, buradaki siyasi sistemi görerek egitilmeleri memnuniyet vericidir. Bize ait olmayan ama kendini bize ait hisseden toplumlarin istekleri göz önünde bulundurulmalidir. Urumçi, Afganistan, Ürgüp’te Kültürel bazli projelerde takdiri hak etmektedir.
Avrupa ülkelerindeki Türk kökenli insanlarin sosyo-kültürel durumlari memnuniyet verici düzeydedir ve kendi iç bütünlüklerini, entelektüel faaliyetlerini gerekli düzeye eristirmislerdir.
Örnegin bugün Hollanda’da 23 000 ögrenci, 20 000 mezun, 21 000 de girisimci vardir. Esasen böylesi bir aydinlanma düzeyi olmadan Diaspora’nin varlik gösterebilecegini söylemek gerçekçi bir düsünce degildir. 1970 – 1980’lerde Almanya’ya giden tarim ve maden isçilerinden mütesekkil bir diasporanin öneminin gerektigi gibi algilanmasi zaten beklenemezdi. Ama ikinci ve üçüncü nesil Diaspora mensuplari giderek bilinçlenmektedir. Örnegin Türk Diasporasinca Almancaya kazandirilan edebi eserler ve Türkçeden Almancaya çevrilen önemli eserler mevcuttur. Bu faaliyetlerin daha olumlu bir sonuca erismesi için sosyo-kültürel organizasyonlarla desteklenmeleri gerekmektedir.
Diaspora’nin bekasi, bütünlügü ve etkinligi bakimindan dil son derece önemlidir. Halihazirda Almanya’nin birçok okulunda Türkçenin Ingilizceden sonra yabanci dil olarak kabul edilmesi memnuniyet verici bir gelismedir.
Çifte vatandaslik konumunun Almanya tarafindan kabul edilmemesi ciddi bir sorun teskil etmektedir. Türkiye Almanya’daki çalisanlarin Türk vatandasligindan çikarilmasini kabul etmemektedir. Bu durumda Almanya çifte vatandasligi kabul etmek zorunda kalacaktir. Çifte vatandaslik olmazsa olmaz degildir ama olusan fiili durumun hukukilesmesi için yasalarin çikarilmasi noktasinda Türkiye üzerine düseni titizlikle yerine getirmelidir.
Avrupa ülkelerinde alti ayda bir bütün kita düzeyinde gerçeklestirilen genis çapli arastirma ve anketlerin Türk Dünyasi ve Diasporasi ile ilgili olarak da gerçeklestirilmesi hayati bir ihtiyaçtir. Diasporanin etkinligi sadece sayisal verilerle saglanamayacagindan, nitelikli birey yetistirilmesine önem verilmelidir.
Diaspora STK’lari ile ilgili ciddi zafiyetler ve sikintilar mevcuttur. Gerek Diaspora mensuplarinin bulunduklari ülkelerdeki çikarlarinin korunmasi, gerekse anavatan konumundaki ülkelerin uluslararasi çikarlarinin korunmasi ve gelistirilmesi bakimindan resmi ve sivil düzeyde, STK’lar arasinda uyum ve etkinligin artirilabilmesi için gerekli girisimlerde bulunulmalidir.
Türk kimliginin korunmasi ve Türklük bilincinin gelistirilmesi konusundaki faaliyetler Türk Dünyasinin ulusal ve küresel düzeyde etkin olabilmesi için hayati önem tasimaktadir. Bu baglamda egitim ve kültür faaliyetlerine önem verilmesi gerekmektedir. Yakin tarihte Orhun Abideleri’ne Sovyet askerlerinin yaptigi tahribat mümkün oldugunca telafi edilmeli ve tarihi eserlerin korunmasina gereken önem verilmelidir. Bu noktada kurulus asamasinda olan Türk Akademisi’ne hak ettigi önem verilmeli, tarihi eserler ve diger konularda çalisma yapabilmek yeterli bütçe tahsis edilmelidir. Ermeni sorunu ile ilgili olarak, Ermeni-Türk komisyonunun üyesi vatandas ve uzmanlardan yararlanilmasi gerekmektedir.
Özelde Türk Diasporasinin, genelde Türk Dünyasinin en önemli sorunlarindan biri de kadinin toplumda hak ettigi yeri alamamis olmasidir. Kadinlarin toplumda daha etkili bir pozisyon almasi Türk toplumlarinin etkisini artiracak pek çok sorunun çözümü kolaylasacaktir.
Türk vatandasi olmayan Türklerin vize için kapilarda bekletilmesi son derece uygunsuz bir manzara teskil etmektedir. Bu duruma acil bir düzenleme getirilmesi gerekmektedir. T.C. Büyükelçilikleri bulunduklari ülkelerde sadece T.C. vatandaslari ile degil Türk dünyasina mensup tüm kisilerle yakindan ilgilenmelidir.
Yurt disinda, özellikle de Paris, Londra, Washington, New York, Pekin, Moskova, Kahire, Sydney, Tokyo, Yeni Delhi gibi çekim merkezlerinde lisansüstü egitim yapan Türkler için gerekli imkânlar yeterli oranda saglanmalidir.
Balkanlardaki yogun Türk varligi bu ülkelerle iliskilerin nitelikli hâle getirilmesini zorunlu kilmaktadir. Güney Amerika Ermenileri ve Güney Kibris ile iliskilerin gelistirilmesi Osmanli eski tebaasina kucak açilmasi, ayrica, Avrupa’daki Müslüman Çingeneler üzerine özel olarak yogunlasilmasi gerekmektedir. Ayrica, Latin Amerika’nin % 10’una “El Turko” denildigi halde bu insanlarla yeterli düzeyde diyalog kurulamamaktadir. Suriye’nin bile bu kesimlerle ilgilendigi bir ortamda Türkiye’nin G. Amerika’daki Osmanli eski tebaasiyla iliskilerini gelistirememesi anlamsizdir. Bu kesimlerin Türk ya da Islâm kimliklerine yaklasimlarindaki farklilik onlarla iliskilerin gelistirilmesini engellememelidir.
Avusturya gibi bazi ülkelerdeki STK’lar Türkçeyi birçok konuda ön sart olarak kosmamaktadirlar. Bir toplulugun dilini unutmasi kimlik erozyonuna ve anavatan ile baglarinin zayiflamasina neden olmaktadir. Diaspora vatandaslarinin anadillerini korumalari konusundaki çalismalar yeterli düzeye getirilmelidir.
2. Ermeni Meselesi ile Ilgili Tartismalar
Sözde soykirimi dünya çapinda tanitmak için yürütülen faaliyetler son dönemde görülmemis biçimde yogunlasmistir. Sözde soykirimi kabul ettirme çabalarinin 1924 yilina dek geri gitmesi, buna mukabil Türk tarafinin gerekli cevap teskil edecek yogunlukta çaba gösterememesi, Azerbaycan ile politikalarin koordine edilememesi, entelektüel faaliyetlerin yeterince desteklenmemesi; Fransa, Ingiltere ve ABD gibi ülkelerin bu baglamdaki geçmislerinin yeterince arastirilip kamuoyuna duyurulmamasi, Türki cumhuriyetlerin desteginin saglanamamasi gibi nedenlerden dolayi ‘soykirim’ iddialarini kabul ettirme çabasinda olan çevrelerin bu anlamda ciddi mesafe kat etmelerine neden olmustur.
Sözde soykirim iddialarinin ilk kez duyurulmaya çalisildigi 1970’li yillarda Tehcir olaylari sirasinda ölen Ermenilerin sayisinin 300 bin civarinda oldugu dile getirilirken, sonradan bu sayi önce 500 bine ve daha sonra bir buçuk milyona çikarilmistir.
Akademik faaliyetlerin bu baglamdaki etkisi yadsinamasa da yeterli degildir. Film, oyun, resim sergisi, roman v.b. araçlarin etkin biçimde kullanilmasi gibi kisa vadede sonuç getirecek politikalar üzerinde daha fazla yogunlasilmasi; kültür sanat organizasyonlarina agirlik verilmesi, Sultan Süleyman gibi sergilerin ABD’de yayginlasmasi gerekmektedir. Konu ile ilgili yaz okullari, üniversiteler arasi degisim programlari düzenlenmeli, ilgili ülkelerin dillerinde tarihi kitap yazimina agirlik verilmeli, yapilmasi gereken çalismalara sifirdan baslanilmadir. Ermenistan ve Türk arsivlerinin yeterince tanitilmasi gerekmektedir.
Sözde soykirim çabalarinin yogunlastigi ülkelerde büyükelçilik çalisanlarinin sayilarinin yeterli düzeye çikarilmasi gerekmektedir.
Son 200 yilda dünyanin çesitli yerlerinde gerçeklesen Türk soykirimlari üzerine yogunlasilmali ve sözde soykirim faaliyetlerine karsi bir tez olarak kullanilmalidir.
Halihazirda Ermeni Diasporasi Batili ülkelerde oldukça güçlü bir konumdadirlar. Fakat su an bölgesel ve küresel güç olma yolunda ilerleyen ülkelerde, Ermeni Diasporasi’nin örgütlenmesinin önüne geçilmesi için proaktif ve tarihi bir öngörüyle daha ciddi çalismalarin yürütülmesi gerekmektedir.
Hocali sorununa da gereken önem verilmelidir. Ancak Hocali sorunu Ermeni soykirimi ile kiyaslanmamali, karsilikli bir psikolojiyle hareket edilmemelidir. Simdiye kadar Ermenilere gösterilen iyi niyet tavirlari zafiyet olarak degerlendirilmektedir. Bundan böyle daha etkili politikalarin benimsenmesi gerekmektedir.
1915’te Çanakkale’ye gidip savasan, ölen Ermenilerin albümleri çikarilip bunun tanitilmasi gerekmektedir. Çanakkale ve soykirim iddialarinin 100. yil dönümleri yaklasirken bu tür politikalarla ciddi bir avantaj elde edilebilir. Ermeni asilli Osmanli pasalarinin listesi tutulup tanitiminin yapilmasi gerekmektedir.
3. Çesitli Öneriler
Akil Kisiler Kurulunun ilk operasyonel görev olarak; sicak bir sorun alani veya jenerik bir konu ile ilgili misyon üstlenmesi benimsenmistir. Ilgili kurumlarla yapilacak istisare sonrasi bu görev kamuoyu ile paylasilacaktir.
Dünya Türk Forumu gibi etkinliklerin cazip hale getirilebilmesi için nitelikli bildirilerin sunulmasi ve begenilen arastirma ve çalismalarin ödül törenleri düzenlenip taltif edilmesi gerekmektedir.
Dünya Türk Forumu, ilk toplantisinda dogal olarak genel kapsamli temalarla toplanmak durumunda kalmistir ama Ikinci Forum’dan itibaren çalismalarin daha spesifik temalar çerçevesinde gerçeklestirilmesi gerekmektedir.
Türk Dünyasinda bilimsel ve kültürel etkilesimin artirilmasi ve ortak bir söylem gelistirilmesi için Türki Cumhuriyetlerdeki üniversiteler arasinda Erasmus benzeri programlarin gelistirilmesi ve yaz okulu benzeri degisim programlarinin uygulanmasi yönündeki mevcut çalismalar hizlandirilmali ve yeni programlar gelistirilmelidir.
Türk Dünyasinin siyasi, kültürel, sosyal ve ekonomik alanlarda ancak is birligi ve koordinasyon çerçevesinde çözümlenebilecek pek çok sorunu ve eksigi bulunmaktadir. Bu konuda ilerleme saglanabilmesi için karsilikli etütlerin yapilmasi gerekmektedir.